4 kişi kendisini tutuyor, 4 arkadaşı var.
Ucuz giydirilmis bir adami disari cikarmak istiyorsun elinde ki son 50 yeni kurusu mazgalin arasina dusurmus gibi parmaklarini yuzercesine cikarmaya (�) evet onlar bunlar benler hepimiz gibi.. Grubun arkasinda olan 2.il tekil sahis Orhan Abi veya 3. vokalist Volkan Uner de diyebiliriz farketmez adlari.
One cikmak isteyip de grubun hic satmamasi.. Kendileri unlu insanlar oluverirler peki kendi Cdlerini alacak kadar da utanmaz midirlar? Amerikan guzelinde donusmeye calisilan histeri disinda olmak istedikleri insani en azindan oynamaya calismalarinin bir takim getirisi olacaktir..
2004 yilinda muzik dunyasina girmis kimsenin tanimadigi ama gercekten iyi bir muzik grubunu kesfetmenin ozelligi kadar umursamazdilar. Onlar yerdeki paralari sanki ceplerindeymis gibi harcayip yoklugun oldugu yerde zenginligi kalbinde yasiyan insanlardi. Kimsenin umursamadigi yerdeki tasi sanat mi yaptilar sanki bana dedirttiren tarzlari da onlarin baskalarinin goremediklerini gormemizi degil sadece dusunmemizi sagliyordu. Bir anlami olmayan sozcuklerin yan yana toplarlanmasi gibiydi aslinda ikisi de ne bir grup ne de bir direnisi anlatan.
Kanlari bile birlikte akan bunlarin (ki bunlarin diye tabir edilmesi onlarin hoslarina giderdi siradanliklarini anisina) kardes dogmus gibiydiler. Kisa olan tam olarak kendini baskalarina sanki uzun olanmis gibi otekisi de (otekisi denmesini istemezdi saniyorum sakladigi duygusalligi altinda) kendini sanki daha uzunmus gibi anlatmasi sevenlerdendi. Birbirlerini tamamlarlarmiydi bilemiyorum ama birbirilerini olumune koruyacaklari asikardi. Ses verilen yone donmeyen yapilari da sesin aksine reflex veren duygululari yildizlardan gelen gozyaslarini kiskandiracak sekilde bir tanrisal kardesligi simgelerdi.
Zarar vermek adina yaptiklari sadece kendilerine olan bunlarin veya onlarin ne kadar yadirgandiklari (ibrahim'e itafen) veya neden yadirganmaya calisildiklari sadece yapmak istediklerinin anlasilamamasindan ya da yapmak istedikleri bir gerceklik olmamasindan da olabilir miydi? Onlar bunlar sadece sadeydi anlasilmasi pahasina. Pink Floyd dinlerdi birisi otekisi bilgisayar severdi. Ama paylasmasini bilen yapilari ikisini de insan sever yapmaktan ileri gitmisti. Bisikleti surmeyi severdi bir tanesi arkasina binmeyi , iyi top oynardi otekisi "o" da fazla sosyladi kiskandiran cinsten arkadaslarini pesinden surukleyecek kadar 10 sene. Basari kime gore neye gore basari. Bence basariliydi en azindan kisa olani otekisinin gozunde onu deli gibi sevecek kadar. "O" nun her zaman sevilen olan tarafini takdir edecek kadar seviyordu veya seviyorum. Benimle bigaro sarkisini tekrar besteleyecek kadar cesur ve bisikletin arkasina oturup bana sonsuz guvenen kardesime , ona ne kadar hor davransam da sonra "ulen ben ne yapiyorum" dememi hicbirsey soylemeden saglayan insana.. Utkan'a
Ey gezgin beni de yanında götür !
Hakikatsiz hiç bir hayalin olmadığı ,
Sözlerin saza ,
Sazların gaza geldiği yere.
Bana o sırrı söyle ,
Herkesin bilip de unuttuğu candan.
Ya çek git bundan böyle ,
Hevesin alıp da uyuttuğun kalpten .
Tam 37 Dakika...
Öylesine yere çivilenmiş bir kulübenin içerisinde dışarı doğru bütün samimiyetsizliğimle baktığımı, önümde duran gölgeden anlıyorum. Sanki kötü bir şekilde fotoğraflanmış gibi düzeltiyorum kendimi, düzelttim.
Etrafımda ki herkes kendini öne fırlatmaya çalışıyor. Bu da ne demek şimdi? Herkes farklı olma çabasında, yürüyüş, konuşma? Ben senden daha iyiyim aptallığı
"Yorum yok"
Bende mi öyleyim acaba? Gözlemleyemiyorum , ürkütücü geliyor düşünce..
Uzaklaşıyorum olduğum yerden.
Bana sürekli oğlum diyen bir adam var. Oğluna benziyormuşum. Kırıcı olmak değil sebebim, desin. Ama benim ona benzeyen bir babam yok ki? Hatta benim bir babam olduğuna dair inancımda yok. Ama fizyolojik olarak bir tane mevcut doğa ananın bahşettiğinden.
"Uçakla Kıbrıs'a doğru ilerliyoruz. Yolculuk kalkış 15, iniş 15, hava da geçen süre 12 olmak üzere toplam 42 dakika. Belki daha önce uçağa binmediğinden belki de filmler mitolojisinden , kalkışın kemerleri çözebilirsiniz partının 3. dakikasında babam hostesi çağıracak butona bütün isteğiyle basıverdi ki şaşkın bakışlarımın arasında "bu ne hız dedirttiren" tarzında.. Gözünün üstünden burnuna düşürdüğü gözlüğü ve elinde 12 senede zor bitirilecek kalınlığındaki kitabıyla hostese
-Bir rakı rica edebilir miyim?
Diye söylendi bütün merhametini ve arzusuyla
Hostes bence şaşırması gereken bu soruya tahmin ettiğimden soğukkanlılıkla
-İç hatlarımızda alkollü içecek malesef veremiyoruz,
Fizyolojik babam
-Bir rakı içmek için Paris'e mi gidecez Amuha koyayım
ı sansürsüz şekliyle ve inceliğinde cevabı geciktirmedi.
Kıbrıs'a fizyolojik insanın ufak nitelikte tek içimlik J&B si ve benim utancımla tahminimden de önce indik.
Ee ben bundan sonra ne demeliydim diye düşündüm durdum. Fizyo'ya verilecek lafımız ne yazık ki literatürde yayınlanacak cinsten değildi ama şimdi "Fiz" senden kopmak uzaklaşmak görmemek için teeeeee dünyanın en ucuna mı gidecem am*9+Y& Ko^%32m
Bırak artık rüyalarımda yalnız kalayım.. Büyümüşümdür belki de+ha!"
07.06.2007
07
Boğaziçine doğru bakıyorum oda bakıyor bana bir kolonya şişesi edasıyla bütün güzelliğiyle. Yine başkalarına doğru uzanıyorum ama kimse oralı değil. Anlaşılmamak değil ki orta da duran. Kaldırmıyorlar inadına da "öylesine herkes bakıyor" bana bırakıyorlar. Alıyorum
-Sorun değil
içtenliğimle.
Sonra kardeşim mi geliyor aklıma ne. Kafamdan çıkaramadığım sakarlığıyla. Sonra sonra bir başkası, yüzünü hatırladığım ama ismini bilmediğim "o".. Onu hatırlıyorum ama ona dair aklımda olan tek şey o saç savurması(?).
Karanlık bir tabloya dönüyorum yine... Aklım gereğinden fazla hükmediyor oturduğuma ama zaten kalkamıyorum ki. Yürüyemem ben. Gideceğim yerlere bundandır telaşım koşaraktan. Oradan oraya zıplayan ben en sonunda gözümü kapattığım zaman asla bir şekil veremediğim siyahlığın içindeki şeffaf şekillere takılıyor. Gözümü sürüklediğim yerlere doğru inat göremeyeceğim mesafeye kaçan "şey" leri takipte. Aman aman pek değerli zamanımızı yine onlara ayırdık. Onlara bana.
Harcayıp giden zamana bir o kadar daha pişmanlık zamanı harcadıktan sonra günün anlamını belirten koşuyu yapmanın zamanı gelmiştir diye düşünerekten koşu parkurunda ki yerimi alıyorum. Herkesin bakışları arasında elimi dayadığım başlangıç çizgisinin bir adım arkasında hazırım. Koşmaya başladım. Bugün onun doğum günü ,bağırıyorum her metresinde ismimi içimden... Dışarıda bakkala giden adamın yüzünde ki ifade tedirginlik verici ama onu göremeyecek kadar rüzgarım. Olması gereken kadar hızlıyım ve göğüsliyorum ipi olanca kuvvetimle. Sanırım ona doğum gününde verebileceğim en iyi hediye "şu" olsa gerek. Veya benim yapabileceğim en.
Hiç tanımadığım doğum gününü bile bilmediğim ey sevimli insan benim için bugündür 0 tarihi, bundandır telaşım. Doğum günün kutlu olsun. Tarihi önemsiz....
"Kutlu"
Telefon ettim açmadı açılmadı ki açsa ona belki de neler söyleyecektim. İçimden gelenleri baraja vermeden akarcasına. Sonra duraksadım bir anlamı olmayacağını bile bile neden böyle tereddütler içerisinde başkalarına bu kadar özendiğimi anlamak için saatlerce kapısının önünde bekledim. Hiç bir anlamı olmayan kapı zili kadar uzaktım kendime ki manalandıramadığım " başkaları" bana kendimden daha yakın geliyordu.
Bir adım daha yaklaştım kapısına ama telefondaki cesaretim ne yazıkki ucuz gitar solosu kadar sahte olarak geri dönüyordu yüzüme... Saymaya devam ettim kapıda ki sayılabilecek herşeyi ciğerime doldurarak. son sigaramdı biraz önce söndürdüğüm ki hala kapıda beklemekteyim diyordu hınca hınç soluk almaktan yorulmuş. Sonra dedim ona
-Ne Yapıyorsun bu soğukta donacaksın veya çoktan donmuşsun?!
Yine aldırış etmeyen sahte bir gülümsemeyle bana doğru döndü sanki benle konuşmuyormuş gibi.. Yine kendimle karşılaşmıştım kapıda gelenin hep o olduğunu hayal ederek. Yine başkasının içinde yaşadığımı varsayarak aldım kendimi içeri doğru istemiye istemiye...
Keşke dedirttiren beni bu saatte yazmaya anlamsız anlamsız kendimle konuşmayan iten insana yazılabilecek daha iyi birşeyin olabileceğini , konuşmayı sevmeyen kişilğine daha nacizene geleceğini düşünerekten...
Yüzününün görünmeyen kısımları fotoğraflara yansımış konuşması tam Atilla Atalay'lık bir tasvir muharebesini andırıyor(muş). Söylenmesini istediği , uzaktan bakılınca bile anlaşılmasını istediği veya konuşmayı sevmediği ,iyi bir dinleyici olduğunu da göstermez(miş).
Sadece can sıkıntısını alan, yürüyünce arkadakilerin garip konuşmalarına sebep olan kişilik, pencereden aşağıdakileri izlerken çiçek sulamayı ve de benzeri aktiviteleri dünyanın en eğlenceli haline çevirir başkalarına imrendirerek kendi dünyası içindeki boşluğu bir panayır havasında aksettirirmiş ki bu onun en sevdiği işiymiş. Gönlünün istediği şekilde haraket etme kabiliyeti onu tanıdığım kadarıyla ve samimiyetine olan inancımın kutsallığından sırtıma dövmesine yaptırabilme sevgisi ile dolup taşar-imiş-.
Onu bu aralar göremiyorum telefonlarıma cevap az veriyor ve her gördüğümde rüyalarımda ne yazık ki eski o ahenkli halinde ki enerjiyi veremiyor ama ben onu yine ilk doğmuş hali gibi saf ve temiz seviyorum. Utkan seni her girdiğin ayrı şekil için ayrı özlüyorum. Littlegirlblue hakkında ise mailin geri dönmeyen asılsız Junk gibi kalbi kırık şekilde okunmadan çöpe gönderilen ucuz mp3 gibi hissediyorum.
İlk başta ilgi gören sonrasında sıkılan ama tekrar dönülen sonra bir daha bırakılan, sonra sadece akla gelip neden acaba bile dedirtmeyen sağlıksız bir kişilik miyim acaba diye kendi kendime sürekli konuşmak sanırım beni sınır dışı deliliğine fazlasıyla itiyor.
Mutluyum ama bir o kadar da sinirsel , sinsice bulunmuş içinde ne bulunduğunu bilmediğiniz bir Cd nin sizi lise ve üniversite de yaptıklarınızın bir bedel ödemesi olarak senelerce sonra peşinizden gelmesi gibidir belki. Belki de değil amaaan kimin umurunda ohh doldur şarabı dostum doldur bakalım bir bardak daha "fazla düşünmeye ne hacet" dedirten masum ege'liliğin yanında insan daha başka ne artı istiyebilir ki. Belki de hıyarlık en başından beri benimdi de sadece ben atıyordum elime yapışan sakız gibi başkalarına. Böyle kabullenmeli askereyse askere borçsa borcuna karşılık vermeli ruhu yapılan işe. Ben gidiyorum ki en kısasından, en uzun dönem askerliğe 15 ay hah bak çoktan bitti yumicik....
Turkce karakterle bile yazilamiyor ki inanmasi kaldi simdi de acayip gicik bir durumdayim aslinda ruhani bunalim falan degil benim ki de uykusuzlugun kanla karisinca akilla oynamasi gibi birsey ya da iddaa oynarken esege milyar baglamak gibi aptal bir tabir.
Uyku cozum mu ya da yeni bir yil.. Yapmam gereken cok sey var, cebinde ki cekirdekleri yemek misali. Ogul olabilmek gibi. Ne verdim ki simdiye kadar da bekliyorum almayi ,deli gibi tiksiniyorum kendimden bazen. Oz elestirinin de boku cikmis durumda dusunmekten beynim buyudu desek yeridir otobuste aptal kutusuna bakarken ya da mal gibi giderken.
Amacim keske dememek te hayatta bundan fazla duyacagim soz de yok gibi. Aman keske boyle olsaydi aman soyle olsaydi ta **** komusum boyle isin.. Biriktiriyorum para aliyorum sirt cantasi dolduruyorum gerekli gereksiz ne varsa gidiyorum arkadas sorumlulugun olmadigi yere kaciyorum agir geldi yuk brut kaldirabilecegimden...
Ben yasadigimiz bu dunyanin guzelligini gormekten cok uzakta kaldim kendime yardim edebilmekten 1 durak otede....
Sen işin değilsin.
Sen banka hesabın değilsin.
Sen cüzdanının içindekiler değilsin.
Sen haki cepli kıyafetlerin değilsin.
Sen kullandığın araba değilsin.
Sen güzel ve eşi bulunmaz bir kar tanesi değilsin.
Sen özel değilsin.
Sen de diğer varolan herşey gibi
çürüyen organik bir maddesin.
Biz tarihin iki arada bir derede kalmış evlatlarıyız.
Büyük bir savaşımız, büyük bir depresyonumuz yok.
En büyük savaşımız ruhsal bir savaş.
En büyük depresyonumuz hayatlarımız.
Hepimiz televizyon tarafından büyütüldük,
bir milyoner, bir film yıldızı
ya da bir rock star olacağımıza inandırıldık.
Olmayacağız.
Bu gerçeği yavaş yavaş öğreniyoruz.
Öfkeliyiz...
İlk önce uyumamaya başlarsın...
Sonra ağzına bir silah dayanır.
Ve karşında Tyler Durden'ı bulursun.
Sana biraz Tyler'ı anlatayım,
bir planı vardı ve ona güvenmiştik.
Tyler der ki
"Sahip olduğun herşey
en sonunda gün gelir sana sahip olur.
Ancak herşeyini kaybettikten sonra
herşeyi yapmakta özgür olursun.
Umudunu kaybetmen özgürlüğündür."
|
|
turizmci27 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
denizlispor2 üyesi var. üyelik serbest. |